Gündem17 Haziran 2026

ABD-İran nükleer anlaşma: Müzakere sinyalleri tehdit diliyle iç içe geçti

ABD ve İran arasında nükleer müzakerelerde hareketlilik sürüyor. Trump'ın 'anlaşma tamamlandı' açıklamasına rağmen Tahran'dan gelen temkinli yanıtlar ve karşılıklı tehditler, sürecin kırılganlığını gözler önüne seriyor.

Bu yazıyı sesli dinle

Ne oldu?

ABD-İran nükleer anlaşma, 2015'te imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (JCPOA) çöküşünün ardından yeniden canlandırılmaya çalışılan kritik bir diplomasi sürecidir. Eski Başkan Donald Trump, 2018'de ABD'yi anlaşmadan tek taraflı çekmişti. 2025 yılının Nisan ayında ise Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda tarafların müzakere masasına oturduğunu duyurdu. Haziran 2025'te gelen açıklamalar, ABD'nin İran'a uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını içeren kapsamlı bir teklif sunduğunu gösteriyor. İran ise 'kırmızı çizgilerini' koruyarak bu teklife yanıt verdi ve kısa sürede bir uzlaşıya varılabileceğinin sinyalini verdi.

Neden gündemde?

Konu, Trump'ın çelişkili mesajları nedeniyle sıcaklığını koruyor. ABD Başkanı bir yandan anlaşmanın 'tamamlandığını' ve Hürmüz Boğazı'nın açılacağını belirtirken, diğer yandan İran'a yönelik 'başlarına cehennem azabı gelecek' ifadesini kullandı. Bu tehdit, mutabakat sonrası yapılan ilk sert çıkış olarak kayda geçti. Euronews'in haberine göre Trump, 'barış anlaşması' vurgusu yapsa da Tahran'dan üst düzey bir yetkili, herhangi bir nihai metnin imzalanmadığını, yalnızca bir müzakere çerçevesi üzerinde çalışıldığını belirtti. Bölgesel güvenlik ve küresel enerji piyasaları açısından hayati önem taşıyan Hürmüz Boğazı'nın akıbeti de piyasalar tarafından yakından izleniyor.

Bilinmesi gerekenler

İran'ın nükleer programı, JCPOA şartlarına göre yalnızca yüzde 3,67 saflıkta ve 300 kilograma kadar zenginleştirilmiş uranyum bulundurmasına izin veriyordu. Ancak ABD'nin anlaşmadan çekilmesinin ardından İran, bu sınırları aşarak yüzde 60'a varan oranlarda zenginleştirme yaptı. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nun raporları, Tahran'ın nükleer silah için gerekli yüzde 90 seviyesine hiç olmadığı kadar yaklaştığını gösteriyor. Stratejik Düşünce Enstitüsü'nün analizine göre, basına yansıyan 14 maddelik mutabakat taslağında, İran'ın nükleer kapasitesinin sınırlandırılması karşılığında yaptırımların kademeli olarak kaldırılması yer alıyor. İran Dışişleri Bakanı Erakçi ise olası bir anlaşmanın 'adil ve eşitlikçi' olması gerektiğini vurguladı ve anlaşma taslağını birkaç gün içinde sunacaklarını açıkladı. İsrail ise İran'ın nükleer silah edinmesine şiddetle karşı çıkıyor ve diplomatik çözüme kuşkuyla yaklaşıyor.

Sırada ne var?

Müzakere sürecinin takvimi belirsizliğini koruyor. İran, uranyum zenginleştirme hakkından tamamen vazgeçmeyeceğini net bir dille ifade ediyor. Buna karşın ABD, 'azami baskı' politikasını sürdürüyor. Uzmanlar, Trump'ın 'anlaşma oldu' söyleminin büyük ölçüde bir ön mutabakat veya niyet beyanı olduğu konusunda hemfikir. Asıl kritik eşik, İran'ın sunacağı yazılı taslağın Washington'da nasıl karşılanacağı. Eğer taraflar uranyum zenginleştirme seviyesi ve yaptırımların kalkma takvimi konusunda orta yolu bulabilirse, 2025 sonbaharında yeni bir nükleer anlaşmanın imzalanması ihtimali güçlenebilir. Aksi takdirde, askeri gerilimin tırmanma ve İran'ın nükleer eşik devleti haline gelme riski büyüyecek.

Sık Sorulan Sorular

İran'ın nükleer programı şu an hangi seviyede?

İran, ABD'nin 2018'de anlaşmadan çekilmesinin ardından uranyumu yüzde 60 saflığa kadar zenginleştirmeye başladı. Bu seviye, nükleer silah için gerekli olan yüzde 90'lık saflığa oldukça yakın.

Trump'ın 'anlaşma tamamlandı' açıklaması ne anlama geliyor?

Bu açıklama nihai bir anlaşmanın imzalandığı anlamına gelmiyor. Büyük olasılıkla taraflar arasında bir müzakere çerçevesi veya geçici mutabakat sağlandı. İran tarafı, yazılı bir taslağı henüz sunmadıklarını belirtiyor.

Anlaşmanın önündeki en büyük engeller neler?

Başlıca engel, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmayı 'kırmızı çizgi' olarak görmesi ve ABD'nin ise bunu şart koşmasıdır. Ayrıca yaptırımların kalkma takvimi ve İsrail'in güvenlik kaygıları da süreci zorlaştırıyor.

#ABD-İran nükleer anlaşma#JCPOA#Donald Trump#İran nükleer programı#Hürmüz Boğazı#uranyum zenginleştirme#gündem